SINAV KAYGISINDA AİLENİN ROLÜ

SINAV KAYGISINDA AİLENİN ROLÜ

Sınava hazırlanan bir öğrencinin anne ve babasına önemli görevler düşmektedir. Anne ve babaya düşen önemligörevler,ailenin bütçesinin sınırlarını zorlayarak çocuğuna en iyi eğitim imkanlarını sunmak ve ona uygun çalışma şartlarını hazırlamakla sınırlı değildir.

 

Sınavlara hazırlanan bir öğrencinin yaşadığı kaygının iki sebebi vardır. Birinci sebep tümüyle gerçek ve akılcı bir temele dayanır. Sonuçları hayatın akışını etkileyecek büyük bir yarışta yer alacak olmaktan kaygı duymak doğal ve yerinde bir durumdur. Ancak ikinci sebep,birinci gibi gerçek ve akılcı bir temele dayanmaz. “Anneme -babama ne diyeceğim?”, “Akrabalarımın önüne nasıl çıkacağım?”, "Tanıdıklarıma karşı mahcup olacağım...” gibi düşünceler sınavlara hazırlanan öğrencinin kaygısını yükseltir.

 

Her konuda olduğu gibi sınavlarda başarı için de belirli bir düzeyde kaygıya gerek vardır. Sınavahazırlanan öğrencilerin çoğu öğrenme ve başarı için gerekli olan düzeyde kaygıya sahiptir. Yüksek kaygının temelinde ise öğrencinin kendine güvensizliği vardır. Gencin kendisine güvensizliği önemli ölçüde anne ve babasının bilerek veya bilmeyerek yaptığı davranışların ve uygulamaların sonucudur. Anne-babanın çok küçük yaştan başlayan yüksek başarı beklentisi, çocuğun hatalarını düzeltmek için onu eleştirmek, çocuğun dayak, hırpalama gibi cezalarla eğitilmesi çocuğun kendine olan gevenini zayıflatır. Bunun sonucu ortaya çıkan kaygı, başarıya olumlu katkısı olmayan kaygıdır ve bununla başa çıkmak çok zordur.

 

Çocukların sınavlara hazırlandıkları sırada anne-babalara düşen en önemli görev, çocuklarının çalışma isteğini arttırmak ve onu çalışmaya teşvik etmek için kaygı yükseltici yaklaşım ve tutumlardan kaçınmaktır. “Bu kadar çalışmayla kazanamazsın.”, “Bu kafayla gidersen zor kazanırsın. .", "Amcanın oğlu falanca yeri kazandı bakalım sen ne yapacaksın...", "Teyzenin kızı fen lisesi kazandı, aman bizi mahcup etme..." türünden yaklaşımlar genci çalışmaya teşvik etmez tam tersine,yükselen kaygı sebebiyle onu adeta "kıpırdayamaz" duruma getirir.

 

Çocuğunuzun sınırları ve kendi istekleriniz arasında gerçekçi bir denge kurun. Çocuğunuz girebilse fen lisesinde okuyabilir veya kazanabilse tıp fakültesini bitirerek iyi bir doktor olabilir. Ancak çocuğunuzun kapasitesi binlerce kişi arasından sıyrılarak bu yerlere ulaşmaya yeterli olmayabilir. Çocuğunuzla ilgili beklentilerinizi kontrol edin ve ideallerinizin onun sınırlarını zorlamasını önleyin.

 

Çocuğunuz sınavda başarılı olamazsa, gideceği okulu bir ceza gibi göstermeyin. Çünkü gerçekten kazanamadığı takdirde alacağı eğitim, hayatı açısından yine de büyük önem taşır.Bu eğitimi alabilmesi ve yararlanması ancak okulunu sevmesiyle mümkündür. "Eğer LGS’yikazanamazsan, falan okula gidersin" gibi sözler onun gideceğiokulu, yapacağı işi sevmesine imkan bırakmaz. Bu tür yaklaşımlar çocuğun hayatı ve kendisini sevmesini de engeller ve kendisine olan güvenini temelden sarsar.

 

Sonuç Olarak Özetlersek;

*Sınavda başarılı olmak için belirli düzeyde kaygıya gerek vardır. Sınava hazırlanan bir öğrenci gerekli düzeyde bir kaygıya mutlaka sahiptir. Anne-babanın çocuğunu teşvik için kaygısını arttırması, beklenenin aksine olumsuz sonuç verir.

 

*Ailenin küçük yaştan başlayarak çocuktan yüksek başarı beklemesi, eleştirmesi, yargı ifadesi taşıyan sıfatlarla nitelemesi ve cezalandırması çocuğun kendine olan güvenini sarsar ve kaygı düzeyini yükseltir. Kaygı düzeyi yüksek çocukların geçmişinde mutlaka bu özellikler vardır.

 

*Anne-babanın kendi istekleriyle çocuklarının sınırları arasında gerçekçi bir denge kurmalarında yarar vardır.

*Çocuğunuz sınavda başarılı olamazsa, gideceği okulu ona bir ceza gibi göstermeyin. Çünkü istediğiniz okulu kazanamazsa, böyle bir durumda gideceği okulu sevmesine ve başarılı olmasına imkan kalmaz.

*Sınavı kazanmanın çocuğunuzun hayatını olumlu yaşamasını sağlayacak tek ve kesin araç olduğunu düşünmeyin.

 

Ve son bir şey;

O sizin her şeyden çok sevdiğiniz canınızdan bir parça, olimpiyatlara hazırlanan bir sporcunuz değil. "Ders çalışmak" ve "sınav kazanmak" uğruna çocuğunuzla olan yakınlığınızı tehlikeye atmayın.